Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

sahrud3

Yazılar

HAYDİ TOPLA YÜREĞİNİ

Haydi topla yüreğini,

kaldırımlara dağılmış bakışlarını topla

Takvimlerden söküp al,

hıçkırıklarından kalan ne varsa

Süpür yenilgilerini sağır yıllardan

Saklandığın ıssız mezarlardan doğrul artık

 

O insan ayazlarında üşümüş ellerini uzat

Bırak kemanlar titresin bu kasımda

Her gün yüreğini ipe çeken,

bir cellat gibi düşünmekten vazgeç artık

 

Haydi topla yırtılmış fotoğraflarını

Solmuş renklerini yeniden boya hayatın

Perdeleri aç, şarkımız girsin odaya

Aldırma sen de söyle,

Nicedir paslanmış titrek sesinle

Bırak bir sel kopsun kalbinin yamaçlarından,

Bırak anılar bassın içindeki bozkırları

 

Haydi topla yüreğini

Sıkıntılı bulutlar da gider,

Sağanaklar alır kentleri,

Gökyüzü boğulmaz inan

 

Haydi topla yüreğini

Kül yağmış gözlerini,

bir gün çağırır mavi denizler

Temmuzdan bir akşam alır acılarını

Dağıtır saçlarını hanımeli kokan meltemler

Ufkunla öpüşen dalgalar,

Belki yeniden koşarlar hayatına

 

Haydi topla yüreğini

Umudun sızısı deliyeşildir

Sonbahara kanma,

Her gazel giderken,

Ömrünü yeni tomurcuklara bırakır

 

Haydi,

Haydi topla yüreğini

 

Tedirgin bir serçe üşür dalımda

Bir aşkın önünde kırık kanadı

Kar boran fırtına tutmuş yolları

Alıp da kalbimde uyutsam onu

AYDIN ÖZTÜRK

KIZ KUMU EFSANESİ

 Eski zamanlarda civarın kralının kızı ile
bir balıkçı birbirlerine aşık olmuş.
Ancak, kral kızı balıkçıya varamaz...
Hal böyle olunca,
kız ile delikanlı gizli gizli
buluşuyorlar tabii...
Kral baba bunu zaman içerisinde öğreniyor
ve bir gece takip ettiriyor kızını...
Diyorlar ki; balıkçı denizden geliyor, kız
kumsalda onu bekliyor,
bulunduğu yeri ışıkla işaret ediyor
delikanlıya...
Ve kral kızı ile delikanlı, gün ağarana
kadar aşk oyunları yapıyorlar birbirlerine...
Kral bir gece askerlerine kızını
yakalamalarını ve kumsalda ışıkla balıkçıya
işaret göndermelerini buyuruyor. Delikanlı
ışığı görünce atlıyor kayığına
ve kürek çekiyor bir manga askerin üzerine
doğru...
Kız askerlerin elinden kurtuluyor ve
koşmaya başlıyor sevdiğini
kurtarabilmek için ama koyun taaa öbür
ucuna yetişmesi imkansız...
Ama sevda bu; kural falan dinlemez, atıyor
kendini sulara...
İşte o anda bir mucize gerçekleşiyor!
Kızın adım attığı her yer kumsala
dönüşürken peşinden koşan askerler
bastıkça denize gömülüyor onca ağırlıkla...
Kız kayığa kadar koşabiliyor...
Ancak bir okçu tam o anda delikanlıyı
hedefleyip salıyor okunu... Heyhat!
Kız ile delikanlı birbirlerine
sarılmışlardır bile ve ok gelip kızla
buluşuyor...
Derler ki; o kumlar, kızın kanı denize
karışınca kırmızıya boyanmış...
Delikanlı ise aldığı gibi gidiyor kızı,
sonrasını ne gören var ne duyan!...
 iris3

DÖRT DUVAR ARASINDA

Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde,
belki bir kapı, belki bir mezar -
ama çatı değildi - sanki bir yangın,
tavşanların, kuşların hızından anlıyordun,
ama çatı değildi kapanan,
üzerinde bir bayrak dalgalanan.

Ama çatı değildi kapanan;
biraz daha ışık, diye haykırdın,
dağlarıma ve uçurumlarıma,
hepsini gövdeme
duvarlarıma kazıyacağım.

Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde:
Kiminin bahtı, kiminin yüreği,
kiminin kapısı ve penceresi.
Düşündün: Her şey butun bir sonsuzluk
ve bir dakikaydı önünde ve sonunda.

Bir dakika, o senin olan bir dakika,
yani yaşaman için sana bırakmadıkları.

ÖZDEMİR İNCE

SENİ SAKLAYACAĞIM

SENİ SAKLAYACAĞIM


Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün, tam anlatmaya...
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım...
Anlayacaksın.
AHMED ARİF

SENİ DÜŞÜNMEK

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.

NAZIM HİKMET RAN

ULAŞ ve DENİZ

Bir parça aşk olsaydı yaşadıklarımızda, bitmezdi
İki kişi yaşarsa, işte o zaman aşk oluşur.
Bir damla gözyaşımız gerçek olsaydı, ölmezdi.
Gözyaşı bir boşa akar, bir hüzün doludur.


Kaç çocukluğu olur insanın bir düşün.
Kaç gerçek yaşar topu topu?
Kaç kez sever?


Benim için hepsi tek ömürlü yaşanılandır.
Sade gerçekler çıkabilmiş şu ömrümde,üçe yahut beşe..


Yaptığım fedakârlıktı Deniz, senin uğruna.
Gerçeklerim senin için yaptıklarımdı.
Sendin tüm çocukluğum ve dahası..


Gün geldi inkâr etmedin sevgiyi belki,
Sevmiştim, soğudum dedin.
Sevmiştin ya..
En azından birazımız gerçekmiş..
İnkar da olurdu belkide,buna da şükür..


Derken, diyor ki şairin dizeleri;
Terk etmek, yaşanılan her şeyi inkâr etmekmiş...
Zormuş yarı yolda kalmak,
Bırakılmak...


Belki bir parça aşk olsaydı yaşadıklarımızda, bitmezdi.
İki kişi yaşarsa, işte o zam an aşk oluşur.
Bir damla gözyaşımız gerçek olsaydı belki, ölmezdi.
Gözyaşı bir boşa akar, bir hüzün doludur.

 YUSUF ÖNAÇ

HASRET AKŞAMLARI

Bir gariptir hasret akşamları
Hep sen kokar dört bir yanımda
Elini tutmak için uzanır ellerim
Hep bomboş kalır
_________________hasret akşamlarında
Sana sarılmak için açılır kollarım
Yastıklarla kucaklaşır
_________________hasret akşamlarında
Gözlerine bakmak ister gözlerim
Tavanları seyreder durur
_________________hasret akşamlarında

Kalbim;
Kalbim senin sıcaklığınla atmak isterken
Yalnızlığın korkusuyla çarpar hep
_________________ hasret akşamlarında


İşte böyle bir tanem hasret akşamları
Hep sensizlik,
Sensizlik,
Sensizlik...

Şimdi bu sensizliklerle beraberken,
Seni hayal ediyorum ve
Bir öpücük konduruyorum dudaklarına
Hasret akşamlarında...

BİR YUDUM SEN

Sana uyandım bu sabah
Günü sana yordum
__________________Sen yoktun!

Sana dokundum yüzümde
Sana baktım gözlerimde
__________________Sen yoktun!

Sana yazdı kalemim
Sana döküldü sözlerim
Sana konuştu dilim
Sana yandı türkülerim
__________________Sen yoktun!

Bulut bulut sana doldum
Çisil çisil yağdım sana
__________________Sen yoktun!

Sana sevdim bugün/de
Yüreğine gözyaşlarımı akıttım
Sevgimi ummanlarına
__________________Sen yoktun!

Sevinçlerimi sana saldım
Hüzünleri içerime

Sana titredi bedenim
Hayalini sardı benliğim
Tenime sokuldukça suretin
Tâb halim oldun
Vecd halim oldun
__________________Sen yoktun!

Sana susadım, tutuştum sana
Sana yandım/da gecelerce
Bir yudum sen bulamadım

__________________Yoktun!

alıntı...


YALNIZ BİR OPERA

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, ratsgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan,
Büyüyüp kök salan , benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren
Bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin...

MURATHAN MUNGAN

BİR MEVSİMİN ACI GERÇEKLERİ


""Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” sözünün
bir kamyon yükü
anlam taşıdığı günlerdi

Kaldırımlar toz ve kağıt topakları
Ankara’nın
Ankara’nın sonbahar yaprakları
ayvalar sarı
hüzünler olgun
yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda

Ben yanımda çok acıklı
epey yol üstü sözler getirmiştim.
“Sanki terk edilmiş bir viraneyim
her yanım dağılmış yıkılmışım ben”

Okul önlük mevsimi
ve kaplanması kitapların
cumhuriyet gazetesiyle
bir ön beslenme çantası kompleksi
malum şu otlu peynir meselesi

Saçlarını süt mısırı örgü yapmış
bir al yüz koca göz görüyorum.
Sanki o tehlikeli yolun başındayım
Aşk’a geliyorum!
ama yanıma hep
köy zılgıtlı sözler almışım
arabesk kalıyorum
her kent soylu aşkın karşısında
“Bir kulunu çok sevdim” diyorum
“O beni hiç sevmiyor” diyorum
“Kalbimi ona verdim
artık geri vermiyor” diyorum.

YILMAZ ERDOĞAN